|
| |
| ..:: Hoş Geldiniz ::.. |
Bu imza kampanyasına destek veren dernekler
1. Çukurova Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği
2. Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyeleri Derneği
3. Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği (İstanbul)
YÖK\'ün 41. maddesinin yol açabileceği sorunlar ve çözüm önerileri
Kamuoyunun bilgi ve ilgisine,
Geçtiğimiz günlerde üniversitelerde dolaşıma çıkan resmi bir yazı ile üniversitelerin akademik kadro ihtiyaçlarının giderilmesinde YÖK Kanunu\'nun 41. maddesinin işletilmeye başlatıldığı anlaşılmaktadır. Bu gelişmeyle, kamuoyunda zorunlu rotasyon olarak anılan haksız uygulamanın fiilen uygulamaya geçirildiği anlaşılmaktadır ki, bu durum ülkemiz yüksek öğretim sisteminin işleyişinde bir dönüm noktasını temsil eder.
Bu uygulama, hiçbir planlama yapılmaksızın, salt popülist siyasi çıkarlar ışığında, alt yapısı ve öğretim elemanı ihtiyaçları göz önünde tutulmadan her ile üniversite açma yanılgısının beklenen sonucudur. Tüm bilimsel gelenekleri çiğneyerek yaratılan bu durumu düzeltmek için başvurulan çözüm yolu birçok açıdan kabul edilemez niteliktedir.
Öncelikli olarak, yeni kurulan üniversitelerin öğretim elemanı sayısının yetersiz olduğu bilgisinin, diğer üniversitelerde gereğinden fazla öğretim elemanı olduğu iddiasıyla birlikte sunulması tartışmalı bir noktadır. Bu iddianın arkasındaki temel ölçütün, öğrenci başına düşen öğretim üyesi sayısı olduğu anlaşılmaktadır. Bu yaklaşım, öğretim elemanlarının sorumluluklarını sadece ders verme sınırlarına indirgemektedir. Oysa öğretim üyeleri, verdikleri derslerin haricinde bilimsel araştırma, kamu hizmeti, idari işlevler ile sektörler ve uluslararası işbirliği çalışmaları da yürütmektedirler. Bu önemli işlevler sadece öğrenci başına düşen öğretim üyesi katsayısı ile ölçülemez. Öğretim üyelerinin verdikleri toplam ders saati ve sorumlu oldukları öğrenci sayısına dayanarak politika geliştirmeye çalışmak kamuoyunu yanıltıcı bir yönelimdir.
Böylesi gerekçelerle sunulan uygulamanın dayanağı bir sürgün maddesi olan 41. maddedir ki, bu maddenin işleyişi birçok açıdan ülkemiz üniversite sisteminde onulmaz yaralar açmaya adaydır.
1. Bu uygulama, bilim emekçilerinin çalışmalarında gönüllülük esasını ortadan kaldıracak, birlikte çalışma, üretme ve araştırma kapasitelerini zayıflatacaktır. Akademisyenlerin halen yürütmekte oldukları danışmanlıklar, dersler, projeler, uluslararası çalışmalar sekteye uğrayacak ve bu da telafi edilemeyecek kayıplara yol açabilecektir.
2. Bu uygulama, yöneticilerin öğretim üyelerinin görevlendirilmesini keyfi olarak kullanmalarına izin verebilecek, bu anlamda da bilimin özerkliğine darbe indirecektir. Yöneticiler ile öğretim elemanları arasında çatışmalara yol açabilecektir.
3. Bu uygulama, “ilanen” kadro alımlarının işleyişten düşmesine yol açabilecektir. Beklenen akademik yükseltmelerin uygulanmasında ve kadro atamalarında keyfi uygulamaların önü açılacaktır.
4. İlkesel olarak “Kadro eksiklerimin 41. maddeden karşılanmasını istemiyorum” kararı alan anabilim dallarındaki öğretim elemanlarının, sayıca yeterli ve hatta fazla oldukları izlenimi oluşacak ve aynı madde ile rotasyona gönderilmeleri için bir gerekçe haline gelebilecektir.
5. Akademisyenlerin en az 7 ay gibi sürelerle başka şehirlerdeki üniversitelere gönderilmesi, aile ve sosyal ilişkilerini etkileyecek, psikolojik ve ekonomik zorluklara yol açacaktır.
6. Vakıf üniversitelerin yarattığı haksız rekabet daha da güçlenecek, rotasyona mecbur bırakılan öğretim üyelerinin kamu hizmetini terk edip, özel sektörde istihdam arayışlarına yönelmesine sebep olacaktır. Bu da temel insan haklarından ve sosyal devletin temel gereklerinden biri olan eğitim hakkıyla çelişir sonuçlar doğuracaktır.
Bilim ve bilim emekçileri adına yol açacağı sorunların sadece bir kısmı yukarıda vurgulanan bu zorunlu görevlendirme arayışı yerine üniversitelerin sorunlarının daha kalıcı bir şekilde çözülmesinin yolları aranmalıdır.
Bu amaçla,
a)Yeni üniversiteler altyapı ve öğretim elemanı ihtiyaçları planlanmadan açılmamalı ve halihazırda açılmış olanların altyapıları ve kadroları oluşuncaya kadar öğrenci almamalı;
b) Gelişmekte olan üniversitelerde çalışan öğretim üyelerinin özlük haklarının iyileştirilmesi yoluyla bu kurumlarda görev yapmak özendirilmeli,
c) Üniversiteler arası görevlendirmeler YÖK Kanunu 40. madde ve Farabi değişim programı gibi gönüllülüğe dayanan araçlarla gerçekleştirilmeli,
d) Öğretim üyesi yetiştirme programlarının kadro ihtiyaçlarının göz önünde tutularak planlanması ve teşvik edilmesi yolu ile öğretim elemanı ihtiyacı kalıcı bir şekilde karşılanmalı;
e) Beceri ve tutum eğitimi gerektirmeyen, özellikle teori temelli dersler için, gelişen iletişim ve bilişim teknolojilerinden faydalanılarak, öğretim üyelerinin, fiziksel olarak yer değiştirmelerine gerek kalmadan, ihtiyaç duyulan kurumlarda uzaktan sesli, görüntülü ve etkileşimli olarak ders vermelerinin mümkün kılınması yönünde çaba sarf edilmelidir.
Yukarıda vurgulanan noktalar ışığında, ısrarla 41. maddeyi işletmeye çalışmanın, ülkemiz öğretim üyesi açığını kapatmaya yönelik olduğunu söyleyebilmek çok güçtür. Ülkemizin üniversiter yapısını altüst edebilecek ve bilimsel çalışmaları sekteye uğratacak, akademisyenlerin sosyal ve psikolojik yapılarını bozacak bu girişimin bir an önce durdurulmasında ve çözüm önerilerinin tartışılmasında ulusal yararlar vardır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
MUOEK Yürütme Kurulu |
|
|
|